SON DAKİKA

Haber 4 Sıfır

Adana EscortÇukurova EscortSeyhan EscortAnkara EscortKeçiören EscortPolatlı EscortMamak EscortHaymana EscortEtimesgut EscortSincan EscortPursaklar EscortÇankaya EscortAntalya EscortKumluca EscortMuratpaşa EscortKemer EscortKonyaaltı EscortAlanya EscortManavgat EscortKaş EscortBursa EscortEskişehir EscortGaziantep EscortŞehitkamil EscortNizip EscortŞahinbey Escortİstanbul EscortMecidiyeköy EscortFatih EscortEsenyurt EscortAvcılar EscortKüçükçekmece EscortBakırköy EscortKadıköy EscortBeşiktaş EscortÜmraniye EscortSancaktepe EscortBeyoğlu EscortKağıthane EscortBüyükçekmece EscortKurtköy EscortBeylikdüzü EscortMaltepe EscortNişantaşı EscortMerter EscortTuzla EscortBağcılar EscortAtaşehir EscortPendik EscortZeytinburnu EscortSarıyer EscortBahçelievler EscortFulya EscortÇatalca EscortBayrampaşa EscortBeykoz EscortKartal EscortSultanbeyli EscortÇekmeköy EscortÜsküdar EscortBaşakşehir EscortŞerifali EscortKayaşehir EscortEyüpsultan EscortGüngören EscortEsenler EscortŞişli Escortİzmir EscortKonak EscortGaziemir EscortBornova EscortUrla EscortBuca EscortÇiğli EscortBalçova EscortBergama EscortKarşıyaka EscortBayraklı EscortÇeşme EscortKayseri EscortKocaeli Escortİzmit EscortGebze EscortMalatya EscortManisa EscortMersin EscortAkdeniz EscortSilifke EscortAnamur EscortYenişehir EscortErdemli EscortMezitli EscortMuğla EscortBodrum EscortDalaman EscortFethiye EscortMilas EscortDatça EscortMarmaris EscortSamsun Escortİlkadım EscortAtakum EscortAdıyaman EscortAfyonkarahisar EscortAğrı EscortAksaray EscortAmasya EscortArdahan EscortArtvin EscortAydın EscortBalıkesir EscortBartın EscortBatman EscortBayburt EscortBilecik EscortBingöl EscortBitlis EscortBolu EscortBurdur EscortÇanakkale EscortÇankırı EscortÇorum EscortDenizli EscortDiyarbakır EscortDüzce EscortEdirne EscortElazığ EscortErzincan EscortErzurum EscortGiresun EscortGümüşhane EscortHakkari EscortHatay EscortIğdır EscortIsparta EscortKahramanmaraş EscortKarabük EscortKaraman EscortKars EscortKastamonu EscortKırıkkale EscortKırklareli EscortKırşehir EscortKilis EscortKonya EscortKütahya EscortMardin EscortMuş EscortNevşehir EscortNiğde EscortOrdu EscortOsmaniye EscortRize EscortSakarya EscortSiirt EscortSinop EscortSivas EscortŞanlıurfa EscortŞırnak EscortTekirdağ EscortTokat EscortTrabzon EscortTunceli EscortUşak EscortVan EscortYalova EscortYozgat EscortZonguldak Escort

Unutturulmak İstenen Zafer: Kût’ül Amâre

Unutturulmak İstenen Zafer: Kût’ül Amâre
Bu haber 29 Nisan 2022 - 3:16 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Unutturulmak İstenen Zafer: Kût’ül Amâre

Aydın ÖZTÜRK

Türk’ün tarihi bulunduğu coğrafyalarda sayısız şan ve şeref dolu zaferlere şahittir. Malazgirt, İstanbul’un Fethi, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar tarihimizin dönüm noktalarından sadece birkaçıdır. Bunların her biri topa, tüfeğe, üstün kuvvete karşı dimdik duran ve kafa tutan bir inancın zaferidir. Her zaman vatan sevgisi, Allah inancı, azim ve cesaret, millî birlik ve hürriyet duygusu Türk’ün mücadelesine ruh ve şekil vermiştir. Öyle ki vatan savunması ve mukaddes değerler söz konusu olduğu durumlarda Türk milleti canı pahasına mücadele ile vatanına sahip çıkmıştır. Atalarımız yedi düvele karşı vatan, millet, din ve bayrak uğruna savaşmıştır.
Geçtiğimiz yüzyılın başında ortak menfaat zemininde bir araya gelen emperyalist devletler sömürgecilik yarışında hasta adam olarak yaftaladıkları Osmanlı Devleti topraklarına göz diktiler. 93 Harbi’ni, Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nı kaybeden devlet imkânsızlıklar içinde Birinci Cihan Harbi’ne girdi. Coğrafyası genişti. İçine sürüklendiği Harb-i Umumi’de savaştığı pek çok cephe vardı. bedava casino
Batılıların her zaman olduğu gibi sömürgeci zihniyetlerinden kaynaklanan ve bereketli hilal Mezopotamya’ya teksif eden ilgileri söz konusu olmuştur. İngiltere bu coğrafyadaki harekâtında ekonomik ve stratejik menfaatini düşünerek bir Osmanlı mülkü olan Irak’ın topraklarını ele geçirmek istedi. Irak cephesinde İngilizlerin amacı çıkarlarına uygun olarak hem Orta Doğu petrolleri için Basra’dan Bağdat’a kadar olan bölgeyi kontrol altında tutarak onları korumak hem de sömürgesi Hindistan’a yönelik tehditleri önlemek için oraya giden stratejik deniz ve karayollarını elinde tutmaktı. Aynı zamanda Bağdat’ı alıp sıcak denizlere inmek isteyen Kafkasya’daki Ruslarla temasa geçmek de istiyordu. Bölgenin kalbi Bağdat’tı. Kazım Karabekir’in “Bağdat bizim için mezar olsa da son ere kadar onu savunuruz. Düşman, cesetlerimiz üzerinden geçer.” dediği Bağdat’a gözünü dikti. İşte bunun için Irak Cephesi Osmanlı Devleti’nin kendi topraklarını korumak için büyük harpte mücadele verdiği en güç ve en kanlı cephelerden birisi oldu. Burada Selman-ı Pak, Kût’ül Amâre, Vadi-i Kelal, Felahiye, Zemzir, Sabis Meydan Savaşı, Beyt-i İsa ve Nasıriye muharebeleri yaşandı. Bunlardan birisi olan Kût’ül Amâre Bağdat’ın güneyinde, Dicle ile Fırat’ı birleştiren bölgenin karşısındadır. Burası I. Dünya Savaşı’nda Irak cephesi için stratejik bir noktadaydı. Türk ordusu Çanakkale’den sonra tarihinin müstesna zaferlerinden birisini de Kût’ül Amâre’de kazandı.
İngilizlerin Orta Doğu’daki Irak harekâtı 7 Aralık 1915’te Basra bölgesine asker çıkarması ve Şattülarap ile El-Fav’ı işgal etmesiyle başladı. 2 Ocak 1915’te Irak ve Havalisi Genel Komutanlığına atanan Yarbay Süleyman Askeri Paşa 12-14 Nisan 1915’te 1xbetm.info
Basra taarruzu için Şuaybiye ve Kurna’da İngiliz ve Hintlilerle yapılan savaşta yaralandı. Bu arada onun çok güvendiği Arap kabileleri ve azınlıklar Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtıldı. Paşa, başarısızlığı ve ihaneti gururuna yediremeyerek 24 Nisan 1915’te kendisini vurarak intihar etti. Bu arada birliklerin bir arada hareketi için 6. Ordu kurularak başına Alman General Goltz getirildi. Süleyman Askeri Paşa’nın yerine getirilen Albay Nurettin Paşa bu duruma sıcak bakmadı. O, Bağdat Valiliği’ne tayin edilince 6. Ordu Komutanlığı’nı Albay Halil Paşa üstlendi. Goltz Paşa ise 19 Nisan 1916’da tifodan öldü.
Townshend komutasındaki İngiliz birlikleri Bağdat’a giden yolda kuzeye doğru ilerleyerek 3 Haziran 1915’te Amara’yı, 27 Eylül 1915’te Nasıriye’yi ele geçirdi. 28 Eylül 1915’te I. Kut Muharebesi’ni kazandı. Aziziye’yi işgal ettikten sonra da Selman-ı Pak’ta Nurettin Paşa tarafından durduruldu.
Selman-ı Pak’ta General Townshend’in başında bulunduğu İngiliz kuvvetler Osmanlı kuvvetlerinin güçlü tahkimatı karşısında 22 Kasım 1915’te ağır bir yenilgiye uğrayarak geri çekildiler ve Selman-ı Pak’ın 150 km güneyinde Dicle nehrinin çevirdiği Kût’ül Amâre’de savunmaya geçtiler. Kût’ül Amâre 7 Aralık 1915’te Türk ordusunun savunma ve saldırı stratejisi ile muhasara altına alındı. Cephe savaşlarının başında mühimmat yönünden üstün olan İngilizlerin lojistik destekleri kesildi. Ordu savaş kabiliyeti yüksek birliklerle desteklendi. Komutanların ihtiyatlı sevk ve idaresi karşısında Thownshend’in savaş taktiği inkisara uğradı. Aylmer’in kurtarma çabaları sonuçsuz kaldı. Saldırılar karşısında İngilizlerin durumu gittikçe kötüleşti. Havadan yapılan yardımlar da fayda etmedi. Osmanlı birlikleri İngilizlerin münhasıran savunmaya yönelik taktiklerini bertaraf etmeyi başardı. Dicle üzerinden Julnar gemisiyle yapılan ikmal 13. Kolordu komutanı Ali İhsan Sabis tarafından engellendi. Sonunda karaya oturan Julnar Türkler tarafından ele geçirildi. Uzun süren bir muhasara altında mahsur kalan ve kurtarma ümidini yitiren İngilizler 30 bin zayiatla birlikte 5 general, 500 subay ve 13300 askeriyle kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda kaldı. Nurettin Paşa Kût’ül Amâre’ye iki kez saldırmış, ancak şehri Halil Paşa teslim almıştı.
Muharebede Osmanlı güçleri başlarda kaybetse de Halil Paşa Dicle kıyılarında onların “Sömürgeci Cihan İmparatorluğu” unvanına ve gururuna büyük bir darbe indirmiş oldu. Irak cephesinde Halil Paşa “Bugün burası Türklere şeref ü şan, İngilizlere kara meydan oldu.” demiştir. Gözlerde büyütülen koca bir devlet bu saldırı karşısında çaresizdi. 29 Nisan 2016’ya kadar yirmiden fazla İngiliz saldırısı gerçekleşti. Onlar saldırdıkça hezimete uğradılar. Sonunda artık iyice köşeye sıkıştılar. Kût’ül Amâre tümüyle Osmanlı ordusu tarafından ele geçirildi. Ne demişti şair:
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun
Bu sonuç kutsal vatan toprağı için zaferlere adanmış hayatların, canların muştusuydu. Onlar ordu milletlerin en çok dövüşen, en sarpı idiler. Bütün cephelerde her karış toprağı vatan bilerek savaştılar. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale’den sonra Kût’ül Amâre’de İngilizleri bozguna uğratması hem bizim hem de İttifak devletleri için son derece önemliydi. Mirliva Halil Paşa o gün muzaffer ordusuna karşı: “Bugünün ismine Kut Bayramı namını veriyorum. Umum ordumun kıtaatı her sene bugünü tes’id ederken ben de hepinizi pak alınlarından öperek tebrik ediyorum. Şühedamız cennet-i ulyanda semavatta kızıl kanlar ile pervaz ederken gazilerimiz de atideki zaferlerimize nigehban olsunlar.” demiştir.
Kût’ül Amâre muzaffer ordunun I. Dünya Savaşı’nda ikinci büyük mühim şanlı bir zaferi olarak diğer cepheler için moral kaynağı oldu. İngilizler ise bu cepheyi açarken mutlak zafer kazanacaklarını düşünüyorlardı. Ancak sonuç bekledikleri gibi olmadı. Nihai hedef olarak Bağdat’ı ele geçirmeye yönelik planlar yapan İngilizler Kût’ül Amâre’de büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Mağlubiyet İngilizlere itibar ve prestij kaybettirip şark siyasetlerine büyük bir darbe vurdu. Onlar Çanakkale ve Kût’ül Amâre’de yitirdikleri itibarı Bağdat’ı alarak geri kazanmak istediler. Kût’ül Amâre zaferi İngiliz planlarını sekteye uğratmış olsa da bu cephede savaşın gidişatını değiştirmeye maalesef yeterli olamamıştır. Bu zaferden 17 gün sonra 16 Mayıs 1916’da İngilizler ve Fransızlar arasında yapılan ve aynı yılın Ekim ayında Rusya tarafından da onaylanan Sykes Picot antlaşması ile bir zamanlar bize ait olan bu topraklar paylaşıldı. Akabinde Mondros’la Musul, Kerkük ve Süleymaniye elimizden çıktı. Zaferden 10 ay sonra Kût’ül Amâre 22 Şubat 1917’de ve Bağdat 11 Mart 1917’de İngilizlerin eline geçti. Bunda birliklerin İran bölgesine kaydırılması ile o cephenin zayıf düşmesi etkili oldu. Galibiyetin mağlubiyete dönüşmesi ile özellikle Bağdat ve Musul’un kaybedilmesi üzüntü vericiydi.
Ecdadımız olumlu ya da olumsuz sonuçlarına rağmen savaş da olsa peygamberimizden bu yana inandıkları insani ve dinî değerlerine göre hareket etti. Onlar savaştıkları düşmanı dize getirince gurura kapılıp gaddar olmadılar. Esirlere insani davrandılar. Asla zulmetmediler. Kurtuluş Savaşı’nda düşmanları Yunanlıların kaçarken geride bıraktıkları bayraklarını yerden kaldırırken bir milletin namusunu, onurunu düşündüler. Kendi yarasına yerden aldığı toprağı bastırırken kucağındaki yaralı Fransız askeri için ise gömleğini yırtıp yardım eden asker Türk askeri oldu. Kût’ül Amâre’de ellerinde beyaz bayraklar olan yaralılara ve ölülerini toplayan düşman askerlerine ateş etmediler. General Charles V. F. Townshend titreyen elleriyle kılıcını ve silahını Halil Paşa’ya teslim etmek istediğinde Halil Paşa düşmanının da onurunu düşünerek bunu kabul etmedi. Cephede kalan köpeği bile kendisine ulaştırıldı. O, savaşın sonuna kadar İstanbul’da, Heybeliada ve Büyükada’da bir Türk dostu olarak yaşadı. Halil Paşa yine kendisi ve ülkesinin onurunu düşünerek esirlerin serbest bırakılması için İngiliz casus Lawrens’ın teklif ettiği iki milyon Sterlin tutarındaki rüşveti reddetti. Türk askeri vatanını ne pahasına olursa olsun satmazdı. Esirler tutuldukları Anadolu kasabasında aileleriyle görüştürüldü. Onların gönderdikleri mektup ve paketler kendilerine ulaştırıldı. İngiliz askerlerine gösterilen iyi muameleden, hatta İngiliz esir subaylara maaş bile verildiğinden İngiliz basınından Guardian övgüyle bahsederken, ağır yaralı Osmanlı askerlerine kötü muamele yaptıklarını kendileri de itiraf ettiler. Mısır, Burma ve Hindistan’a gönderilen binlerce esir askerimiz sağlıksız koşullarda ölüme terk edildiler. Çeşitli hastalıklara yakalanarak hayatlarını kaybettiler. 15 bin askerimiz evlerine dönemedi.
İngilizler zaferin ertesi yılı Bağdat’ı almalarına rağmen yıllar geçse de bu yenilgiyi kabullenemediler. Kut’u unutmadılar, ancak bizlere unutturmak istediler. Askerî çevrelerde 1917’den itibaren 1950’li yıllara kadar gelen bu zafer kutlamalarına özellikle 1952’de NATO’ya dâhil olunduktan sonra İngilizleri gücendirmemek adına son verildi.
Son yıllarda Çanakkale Zaferi’nin yanı başında yeniden kutlamaya başladığımız Kût’ül Amâre Osmanlı Ordusu’nun son derece güç şartlara rağmen kazandığı büyük bir zaferdir. O gün cephede Bedr’in aslanları misali yiğitler vardı. Hep vatan için Bosna’dan, Libya’dan, Irak’tan, Van’dan, Edirne’den cepheye geldiler. Arkalarında sevdiklerini bırakıp “ölmeye değil düğüne” diyerek yola çıktılar. Bugün bizler yaşayalım diye bir daha dönmemek üzere gittiler. Yüreklerindeki iman gücü ve vatan sevgisi ile düşmanın karşısına etten ve kemikten siperler ördüler. Onlar, yaptıkları tarihe sığmayan ve destanlaşan meçhul kahramandılar. Düşmanları ise akıttıkları kanda boğuldular. Orada tarih Türk ordusunun şecaat ve sebatına, galebe ve zaferine bir kez daha şahit oldu. Bu nedenle General Liman von Sanders “Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim.” demişti. Tarihi yaşayıp yapanların hayatları onları yazanların elinde bir kez daha destanlaştı. Sinesinde Hak yolunda taşıdığı sarsılmaz bir imanla büyük kahramanlıklar gösterenleri öldü sananlar onların şanlı Türk tarihindeki yerlerini aldıklarını, bu vatanın bağrında yaşadıklarını unuttular. Bu nedenle onlar için denmeli ki: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, bilakis onlar diridirler. Lakin siz anlayamazsınız” (Bakara, 154).
İşte Kût’ül Amâre’de vuku bulan savaş bu ruhla zafere dönüştü. Bugün sömürgeci ülkeler bu inanca karşı daha farklı ve karmaşık yöntemlerle düşmanlık besliyorlar. Akif’in dediği gibi önce parçalamak, sonra yutmak istiyorlar. Bunu bütün İslam coğrafyasına karşı yapıyorlar. Bu şekilde Orta Doğu coğrafyasında o yıllarda başlayan kaos süreci günümüzde de devam ediyor. Batılıların çıkarlarına uygun olarak Birinci Cihan Harbi’nden bu yana sıcak ve soğuk savaşlarla şekillendirmeye çalıştıkları bu mücadele alanında Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Yemen, Somali, Mısır, Suriye, Afganistan gibi ülkelerde işgaller ve çatışmalar fasılalarla sürmektedir. Öyleyse bize de yönelebilecek planlı ve sinsi bu saldırılara karşı tetikte olup emanet olan mirasa, yani bu ülkeye, bu vatana, bu toprağa, bu bayrağa sahip çıkmak kutsal bir vazife bilinmelidir.
Zaferin 106. yıl dönümünde ebediyetlerin istiap ettiği ecdadımızın aziz hatıraları huzurunda ilanihaye saygıyla eğiliyoruz. Bütün dualar hep onlar içindir.
Ruhları şad olsun.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile telefonda görüştü
Balıkesir’de orman yangını
Balıkesir’de orman yangını
SİGARAYA ZAM GELDİ
SİGARAYA ZAM GELDİ
Geçmişe Dönüş fragmanı
Geçmişe Dönüş fragmanı
Anne ile bebeğinin mucize kurtuluşu
Anne ile bebeğinin mucize kurtuluşu