SON DAKİKA

Haber 4 Sıfır

Emekli Tuğgeneral Yücel Karauz Kimdir? Nerelidir? Kaç Yaşında

Bu biyografi 05 Mart 2022 - 16:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Emekli Tuğgeneral Yücel Karauz Kimdir? Nerelidir? Kaç Yaşında

Emekli Tuğgeneral Yücel Karauz Kimdir? Nerelidir? Kaç Yaşında?

Türkiye’nin eski Bakü Askeri Ataşesi, Milli Savunma Bakanlığı eski Askeri Başdanışmanı Em. Tuğgeneral Yücel Karauz,  hakkında pek bilgi bulunmazken yaptığı açıklama ile gündemde.

Türkiye’nin eski Bakü Askeri Ataşesi, Milli Savunma Bakanlığı eski Askeri Başdanışmanı Em. Tuğgeneral Yücel Karauz,  bugün yaşadığımız Azerbaycan-Ermenistan krizini anlamak için tarihi iyi bilmek gerektiğini, Kafkas coğrafyasında 200 yıldır neler yaşandığının çok iyi okunması gerektiğini söyledi.

“Bugünü anlamak, Nuri Paşa’yı ve Kafkas İslam Ordusu’nun ruhunu anlamaktan geçer”

Bugün yaşanılan krizin anlaşılması için geçmişe bakmamız gerektiğini ve 1918 ruhunu anlamamız gerektiğini söyleyen Em. Tuğgeneral Yücel Karauz: “1. Dünya Savaşında 7 cephede savaşan Osmanlı Ordusu, kendi cephesinden asker çekerek, Enver Paşa kendi öz kardeşi Nuri Killigil’i tarih sahnesine çıkartmış, Nuri Paşa mayıs 1918’de Gence’ye vardığı zaman aynı 1992’de sıfır durumda olan Azerbaycan Ordusu gibi bir Kafkas İslam Ordusu yaratarak Türk ve Azerbaycan unsurlarından oluşan unsurlardan bir mürekkep ordu oluşturarak Bakü’yü fethetmiştir.

Eğer Bakü 1918’de fethedilmeseydi bugün ne Karabağ sorunundan ne de Hazar’a kıyısı olan bir Azerbaycan’dan bahsetmek mümkün değildi. Tabi Mondros Ateşkes Antlaşması kapsamında Kafkas İslam Ordusu bölgeden çekildiği zaman bir güç boşluğu doğdu ve bu güç boşluğu kapsamında 1918 ile 1921 yılları arasında “Lenin Parmağı” denilen Nahçivan’la Azerbaycan arasındaki Zengezur bölgesi koparılarak Ermenistan topraklarına katılmasına sebebiyet verdi. Burada da en büyük konu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanına denk gelmesidir. Kazım Karabekir Paşa’nın tabii ki Nahçivan ve Azerbaycan üzerinde büyük çalışmaları vardır. Eğer Kazım Karabekir’in ısrarlı tutum ve davranışları ve talepleri karşılansaydı, o dönemde Müdafaa Nazırlığı’ndaki subaylar bu talebi karşılasaydı bugün aslında sevinçle “100 yılın projesi” diye bahsettiğimiz Nahçivan-Azerbaycan bağlantısı hiç kopmamış olacaktı.” dedi.

“1. Karabağ Savaşı değil Rus destekli Ermeni destelerinin haksız olarak Azerbaycan topraklarını işgali vardır”

Azerbaycan’ın 1992’den bu yana her gün şehit verdiğini söyleyen Karauz: “Azerbaycan tekrar Sovyetlerin yönetimi altına girdikten sonra 1992 yılına kadar da bu bölünmüşlük, Nahçivan ve Azerbaycan bölünmüşlüğü devam etti. Müteakiben 1988’de ilk şehit Ağadere bölgesinde verildi. 1988 yılından 1994’e kadar Ermenistan tarihte olduğu gibi bir terör devleti ve çocuk katili olarak terör faaliyetlerine devam ettiler. İlk olarak Hocalı’da 26 Şubat 1992’de 613 sivil vatandaşımızı şehit ettiler. Bugüne kadar ise Ayla bebekler dahil 27 eylülden itibaren 93 tane sivil vatandaşımız dahil olmak üzere Azerbaycan’ın haklı davası için yaklaşık 20 bine yakın şehidimiz olmuş oldu. Peki bu 1993 yılından bugüne kadar gelen aşamada “Azerbaycan neredeydi, nereye geldi?” bağlamında bakacak olursak 1992’de Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri sıfır seviyesindeydi. Çünkü; Sovyetler Birliği Azerbaycanlı gençleri aşçı olarak, haberleşme elemanı olarak, idari görevlerde kullanarak özellikle onların harp okullarında yüksek mertebeye gelmesini engelleyerek savaş meydanlarından ziyade idari faaliyetlerde kullandı. Sonuç olarak demografik açıdan “1. Karabağ Savaşı” diye bir ifadeden bahsetmek son derece yanlıştır. Çünkü 1. Karabağ Savaşı değil Rus destekli Ermeni destelerinin haksız olarak Azerbaycan topraklarını işgali vardır. Şimdi 1992’den neden bugüne neden sürdü diye soracak olursak, Azerbaycan milli güç unsurlarıyla doğru orantılıdır. Azerbaycan, “asrın anlaşması” denilen “Bakü-Ceylan-Tiflis Boru Hattı” anlaşmasıyla beraber ilk defa Hazar’daki kaynakları ekonomik olarak güç olarak devşirdi.

Şuşa’nın işgaliyle ilgili İlham Aliyev’in birkaç gün önce yapmış olduğu konuşmada belirttiği üzere milli güç unsurları dediğimiz ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri gücün yükseltilmesine karar verildi. Bu cephede 1992’de beri her gün çatışmalar devam etti ve Azerbaycan Ordusu her gün aslında şehit verdi, karşılıklı olarak da Ermenistan’ın kayıpları var. 27 Eylül’e kadar en uzun muharebe 2016’daki “4 Nisan Muharebeleri”ydi. Bu muharebeler de Rusya’nın baskısıyla bu “Nisan Muharebeleri”ne dayanıldı, bugün hafif üzülen insanlar orada sadece bir stratejik mevki olan “Laletepe”nin alınmasını bile büyük bir başarı olarak adlettiler. Bence denklem ve statüko, Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin geldiği en yüksek seviye T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olayı sahiplenmesi ve “iki devlet bir millet” şiarından hareketle Bakü’nün azat edilmesinin 100. Yıl törenlerinde bir yol olarak İlham Aliyev’le Türk ve Azerbaycan koşullarını paralel izlemesiyle ilerleyen bir süreçtir aslında. Bugün gelinen aşama iki yıl öncesinden başlayan bir süreçtir. Ben de 1992’den beri Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin muhasırlaşması ve güçlenmesini yakinen takip eden biri olarak, silahlı kuvvetlerimiz 1992’den beri her türlü bilgisini, donanımını, NATO tecrübesini ve her türlü maddi yardımı gösterdi.” ifadelerini kullandı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
DİĞER BİYOGRAFİLER